Die Geschichte des 1. Mai in der Türkei, inkl. deutscher Zusammenfassung
Enternasyonal 1889'da Paris'te düzenlediği kongrede, Amerikan işçilerinin mücadelesini desteklemek amacıyla dünya çapında gösteriler düzenlemiş ve 1890'dan başlamak üzere 1 Mayıs'ı “Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü” olarak kabul etmişti. Aradan geçen yüz yılı aşkın sürede dünya ülkeleri 1 Mayıs'ı bayram havasında kutlamayı gelenek haline getirdikleri halde, Türkiyede 1 Mayıs'lar hala tedirginlik içinde kutlanıyor.
İşte Türkiye'nin 1 Mayıs kutlamaları tarihi.
Türkiye'de 1 Mayıs, ilk kez Osmanlı döneminde, 1905 yılında İzmir'de kutlandı. Bunu 1909 Üsküp kutlaması izledi. İstanbul'da ilk 1 Mayıs kutlaması 1910'da yapıldı.
1920 yılının 1 Mayıs'ında işgal idaresinin ve Osmanlı hükümetinin yoğun baskılarına karşın 1 Mayıs İşçi Bayramı olarak kutlandı. İşçiler Haliç'ten başlayarak Karaköy üzerinden Beyoğlu'na kadar bir yürüyüş yaptılar ve “Bağımsız Türkiye” yazılı bir pankart taşıdılar. 1921'de 1 Mayıs, İstanbul'un hemen hemen tüm işçilerinde, özellikle şirket-i Hayriye, Seyrü Sefain, Haliç İdaresi ve Tramvay şirketi çalışanlarının katılımıyla 1 Mayıs kutlandı.
1923 yılının 1 Mayıs'ında çok sayıda yerli ve yabancı işletmede çalışan işçiler greve çıktı. İşçi taleplerinin arasında yabancı şirketlere el konulması, 1 Mayıs'ın resmen işçi bayramı olarak tanınması, sekiz saatlik işgünü, hafta tatili, serbest sendika ve grev hakkı vardı. Bu taleplerin dillendirilmesi sonucu birçok işçi tutuklandı.
Cumhuriyet tarihinde 1924, 1 Mayıs'ı “İşçi Bayramı” olarak kutlayan işçilerin bu eylemi engellenmek istendi. Sekiz saatlik işgünü için bildiri dağıtan birçok işçi tutuklandı. 1925 yılında çıkarılan Takrir-i Sükun Kanunu sonrasında kutlamalara izin verilmedi ve 1935 yılına kadar hemen hemen her yıl gizli kutlanabildi.
1 Mayıs'ın bundan sonraki tarihi “yasak” larla yazıldı. 1935 yılında çıkarılan “Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun” adıyla çıkarılan düzenleme ile 1 Mayıs “Bahar ve Çiçek Bayramı” olarak genel tatil günlerine dahil edildi.
27 Mayıs 1960'dan askeri darbeden sonra da yasaklar yaşandı. Toplu Sözleşme, Grev ve Lokavt Kanunu'nun kabul tarihi olan 24 Temmuz, işçi sınıfına 1 Mayıs'ın yerine bayram olarak dayatıldı. Ancak bu girişimlerin hepsi, kararlı mücadeleler sonucu geri döndü. En kitlesel 1 Mayıs, 1976'da kutlandı. Bu miting DİSK'in öncülüğünde Taksim Meydanı'nda yapıldı. O gün Taksim Meydanı'nı 400 bin emekçi doldurdu.
1977 1 Mayıs'na kan bulaştı. Faşist TC devletinin kolluk güçleri ve sivil katilleri ( ki bir çoğu bugün Parlementoda) tarafından açılan ateş sonucu 37 kişi yaşamını yitirdi. Saat 14.30'da başlayacak olan kutlamalar için alan, sabahın erken saatlerinde itibaren dolmaya başladı. İşçiler, emekçiler, öğrenciler, kadınlar, çocuklar, yaklaşık 500 bin kişi toplandı.
Dönemin DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler'in konuşmasının sonlarına doğru, çevredeki binalardan halkın üzerine ateş açıldı. Ancak 37 kişi yaşamını yitirdi. Yaklaşık 130 kişi yaralandı. 470 kişi de göz altına alındı fakat hiçbirinin olayla ilgisi kurulamadı. 1977 yılının 1 Mayıs günü, tarihe Kanlı 1 Mayıs olarak geçti. Hala ateşi kimin açtığı ??? tam olarak belirlenemedi, olay halen aydınlatılamdı, sular idaresinin çatısından ve otelin balkonlarında açılan ateşin kimler tarafından açıldığı halen bilinmiyor.???
1978’de bir önceki yıl yitirilen 36 insanın acısını içinde yaşayan yüzbinler yine Taksim Alanı'ndaki yerini aldı...
1979 Sıkıyönetim Komutanlığı İstanbul'da mitinge izin vermedi. 1 Mayıs, İzmir Konak Meydanı'nda kutlandı.
1980 sonrası...- 12 Eylül Askeri faşist darbesinin yasaklar zincirinde 1 Mayıs da yerini aldı. Yasaklara rağmen; kısa süreli iş bırakmalar, bayramlaşmalar ve bildiri dağıtılması gibi etkinlikler yapıldı...
1987’de 7 yıllık aradan sonra sendikalar öncülüğünde bazı milletvekilleri, aydın, sanatçı ve bilim adamları ile birlikte yaklaşık 1000 kişilik bir grup Taksim Anıtı'na 1 Mayıs şehitlerini anmak üzere çelenk bırakmak istediler. Polis yalnızca milletvekillerinin araçla anıta ulaşmasına izin verdi.
1989 Taksim'de biraraya gelen topluluğa yapılan saldırı sonucunda Mehmet Akif Dalcı isimli bir işçi yaşamını yitirdi.
1990 Taksim'e yürümek isteyenlere izin verilmedi. Çıkan çatışmada İTÜ Öğrencisi Gülay Beceren, polisin açtığı ateş sonucu yaralanarak felç oldu.
1996’da 1980 Askeri faşist darbesi sonrasının en kitlesel mitingi gerçekleştirildi. Kadıköy'de yaklaşık 150 bin insan toplandı. Açılan ateş sonrasında 3 kişi yaşamını kaybetti.
2007 İşçi örgütleri 1 Mayıs'ı, 1977 yılının 1 Mayıs'ının 30. yıldönümü nedeniyle Taksim Meydanı'nda gerçekleştirmek istedi. Çıkan olaylarda 900'e yakın gösterici tutuklandı.
2008 yılının Nisan’ında Mecliste 1 Mayıs'ın "Emek ve Dayanışma Günü" olarak kutlanması kabul edilmesine rahmen, 1 Mayıs kutlamaları yine olaylı geçti. Gerginlikler ve sıkı güvenlik önlemleriyle diğer yıllardan farksız olarak Taksim Meydanı'nda kutlanılmasına izin verilmedi. Güvenlik önlemleri bahane gösterilerek, şehrin önemli ulaşım olanakları olan bazı yollar, tren ve deniz ulaşım araç seferleri iptal edildi. Günün sonunda ortaya çıkan bilanço; İstanbul genelinde 530 kişi gözaltına alındı, 38 kişi yaralandı. Polis sendika binalarına göz yaşartıcı ve biber gazlarıyla saldırarak sendika yöneticileri ve işçilerin alanlara çıkmasını engelledi. 2009 Nisan'ında Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne verilen önergeden sonra 1981'den sonra tekrar resmi bayram olarak kabul edildi. 2009 Nisan Taksim'e çıkılmasına izin verilmedi.
***
Kurzfassung Deutsch:
Die Geschichte des 1. Mai in der Türkei
Nach der allgemein bekannten Vorgeschichte des 1. Mai wurde dieser Tag in der Türkei das erste Mal noch im Osmanischen Reich, im Jahr 1905 in Izmir gefeiert. Im Jahr 1909 fanden Maifeierlichkeiten in Üsküp (Skopje) und 1910 das erste Mal in Istanbul statt.
Nach Jahrzehnten der Unterdrückung durch das Regime des Osmanischen Reiches wurde der 1. Mai im Jahr 1920 als "Tag der Arbeit" gefeiert. Der Aufmarsch in Istanbul erstreckte sich von Haliç über Karaköy bis Beyoğlu, auf den Transparenten wurde u.a. eine "Freie Türkei" gefordert.
Im Jahr 1923 haben ArbeiterInnen in- und ausländischer Betrieben einen Streik begonnen, mit dem Ziel, den 1. Mai zum offiziellen Feiertag zu erheben und die 40-Stunden-Woche zu erreichen; das Versammlungs- und Streikrecht sollte durch die Besetzung von Großbetrieben und Konzernen durchgesetzt werden.
1925 wurde durch das Gesetz der Ruhebewahrung (Takrir-i Sükûn Kanunu) das Begehen des 1. Mai verboten. Doch trotz des Verbots wurde dieser Tag als Tag der Werktätigen immer wieder gefeiert. 1935 erhob die Regierung den 1. Mai zum "Frühlings- und Blumenfeiertag". Das Verbot bezüglich der Maifeierlichkeiten blieb bis 1976 aufrecht.
Im Jahr 1976 fand der größte Maiaufmarsch in Istanbul am Taksim-Platz statt, wo 400 000 Menschen teilnahmen. Ein Jahr später kam es zum größten Massaker gegen ein Maikundgebung in der Geschichte der Türkei. Sicherheitskräfte und Zivilfaschisten (die heute im türkischen Parlament sitzen) hatten sich auf den Dächern der Nachbargebäude und auf Hotelbalkonen versteckt und auf die Masse geschossen. 37 Menschen wurden ermordet. Bis heute fehlt von den Tätern jede Spur.
Im Jahr 1979 wurde der Tag der Werktätigen durch den militärischen Ausnahmezustand und 1980 durch den Militärputsch gänzlich verboten.
1987 wurde das Ansuchen der verschiedenen Gewerkschaftsbünde und einiger Parlamentsabgeordneter, den 1. Mai zu feiern zu können, nur begrenzt zugelassen.
Im Jahr 1989 wurde am 1. Mai ein Arbeiter erschossen, 1990 wurde ebenfalls auf Demonstranten gefeuert, wobei eine Studentin schwer verletzt wurde, die nun querschnittsgelähmt ist und im Rollstuhl sitzt. Die größte Mai-Demonstration seit dem Militärputsch fand 2006 mit 150 000 Teilnehmern statt. Auch während dieser Kundgebung wurden drei Arbeiter erschossen.
Im Jahr 2007 sollte anlässlich des 30. Jahrestages des Massakers am Taksim-Platz eine Gedenkfeier abgehalten werden, diese wurde jedoch nicht genehmigt. Die Polizei kesselte die Demonstranten ein und nahm 900 Personen fest.
2008 wurde der 1. Mai wieder zum "Tag der Werktätigen" erklärt. Trotz dieses Beschlusses haben sich die Polizeiangriffe auf GewerkschaftlerInnen und ArbeiterInnen verdoppelt. Sie gingen so weit, dass Gewerkschaftsbüros und Lokale mit Tränengas beschossen und dutzende Menschen verletzt und vergiftet wurden.
Nach jahrelangem Kampf und Widerstand wird nun, seit 2009, der 1. Mai als Feiertag anerkannt.